1- Yukarıda Buhârî ve Beyhakî’den naklettiğimiz Hz. Aişe hadisini Müslim şu lafızlarla rivâyet eder (Müslim, Kitabu’n-Nikâh, II. 1038): Medine’ye geldik, bir ay humma hastalığına yakalandım, saçlarımın hepsi döküldü. Hastalığı atlattıktan sonra saçlarım tekrar büyüyüp kulaklarımı geçecek kadar uzadı. Bu arada Ümmu Ruman geldi. Ben arkadaşlarımla birlikte salıncakta sallanıyordum. Bana bağırdı. Koşarak yanına gittim, benden ne istiyor bilmiyordum. Elimden tuttu, heyecandan nefes nefeseydim. Nihayet heyecanım yatıştı. Beni bir eve götürdü. Bir de ne göreyim, Ensardan birçok kadın orada toplanmış, bana: “Hayır ve bereket üzere; hayırlı bir kısmet üzere” dediler. Beni o kadınlara teslim etti. Başımı yıkadılar ve özenle giydirdiler. Benim en çok garibime giden, kuşluk vakti beni Rasûlullah’a teslim etmeleri oldu.
2- Ahmed, İbnu Ebi’d-Dünya, el-Münzirî ve Taberânî, Esma bint Yezid b. Sekenin şöyle dediğini naklederler: Aişe’yi süsledim, sonra Peygamber’i (s.a.v.) o haliyle Aişe’yi görmesi için çağırdım. Geldi ve Aişe’nin yanına oturdu. Ona büyük bir bardakta ayran getirdiler. Peygamber (s.a.v.) ondan içti sonra onu Aişe’ye verdi. Aişe utanıp başını önüne eğdi. Esma, dedi ki: Bardağı elinden aldım ve biraz içtim. Sonra Peygamber (s.a.v.) Aişe’ye: Onu arkadaşlarına ver, içsinler dedi. Esma dedi ki: Aksine, Ya Rasûlallah, sen bardağı al, ondan iç ve elinle onu bana ver. Bardağı aldı ve içtikten sonra onu bana verdi. Oturdum ve bardağın her tarafından içtim ki Peygamberin içmiş olduğu yerden içmiş olayım. Sonra bardağı yanımdaki kadınlara vermemi buyurdu, İştahımız yok dediler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu, “İştahınız olduğu halde yalan söylemeyin.” (286)
Birinci hadis evliliğin ilanı ve kadının ailesine yardımcı olma ruhunu aşılamayı ve yine eşlerin yeni evlerinin kurulmasında ortak olmayı ifade ediyorsa ikinci hadis, buna ilaveten gelin kocasına ve koca da ona ısınıncaya kadar akraba ve dostların geline refakat etmelerinin sünnetten olduğunu ifade etmektedir.
Aynı şekilde bu dönemde kocanın geline latife yapmasında ve akrabaları oradayken kendisinin de aynı odada oturmasında ve neşe ile birbirlerine ısınmalarını gerektiren tavırlarda bulunmasında bir sakınca yoktur.
Gelinin hazırlanması, süslenmesi, teselli edilmesi, ilk günlerinde akraba ve arkadaşlarının ona rehberlik edip birtakım öğütlerde bulunmaları psikolojik açıdan onu derinden etkiler ve hayat boyunca bunun etkileri devam eder.
Evlilik gizli tutulacak olsa ya da eşler, her zaman için yaptıklarının ortaya çıkmasından korkan hırsızın psikolojisi gibi bir halet-i ruhiye içerisinde olsalar şu söylediklerimin hiçbirisi gerçekleşmez.